Salı, Ağustos 15, 2006

10. Gün

11 Ağustosta okula gittik, hocadan izin alıp 12:20 trenine yetişerek Milano'ya gittik. Altılı kompartmanda oturup koltukları tamamen birleştirdik. Information deskten birkaç otel aradık, en ucuz olanının adresini alıp oraya gittik. Albergo Lario, Zara durağında 5 kişilik odada, kişi başı 18 euro vererek anlaştık. Odada sadece lavabo vardı. WC yan kapıydı. San Bernardo diye güzel bir su vardı, aldık. (1 lt 2 euro). Eşyaları bırakıp çıktık, metroya bindik. Günlük kart 3 euro ama bitmişti, 1 euroluk (kişi başı) aldık.

Duomo'ya gittik, giremedik. Alışveriş merkezine (
Vittorio Emanuele II Gallery) girdik, boğanın hayasına bastık. Cioa diye bir yerde (fastfood) yemek yedik. Bahar birkaç kere düştü. Fiyatlar normaldi. Sokaklar boştu. Konsoloslukta çalışan bir Türkle tanıştık. "İhtiyacınız olursa şuradayız" dedi, biz de "yok canım" dedik. Tiyatro meydanında oturduk, gül satan çingenelere sinir olduk, şehri de sevmedik. Kale gibi bir yer varmış, oraya gittik ama girmedik, ertesi güne bıraktık ve metroya atlayıp geri döndük. Deli gibi yağmur yağdı, ıslandık.
Güzel ve rahat uyuyup ertesi gün (12 Ağustos) erkenden kalktık. Kahvaltı bile etmeden Como trenine bindik (3,5 euro). Bellagio'ya kadar gidip geri döndük (15,60 euro) (YouTube'deki kısa video). Binmeden önce aldığımız cappuchinolar ve Floransa'dan getirdiğimiz kruvasanlarla kahvaltı yaptık. 3 saat gölü gezip gara döndük. Milano bileti 5,2 euro.

Milano'ya geldiğimizde çok açtık. Duomo'nun yanındaki Burger King'e oturduk. Orada benim çantam çalındı ve tüm gün berbat oldu. Pasaportlar, anahtarlar, uzun kollular, İrem'in gözlükleri, walkman ve 300-400 euro gitti. (Günlüğün bir cümlesi gibi geliyor, ama yılın macerasıydı, aklıma geldikçe...) Psikopat bir günün ardından yine Vincent'ın tek yıldızlı oteline döndük. Tedirginilkten kimse uyuyamadı. 13'ünün sabahı erkenden kalkıp Portofino'ya gittik. Biletlerimiz (16 euro) çalındığı için Polis'ten aldığımız hırsızlık kaydını gösterdik. Amca bize acıdı. Biz ise tüm olanlara rağmen planımızı bozmama kararı almıştık.

Portofino'da iki interrailci Türkle tanıştık. Trenin durduğu yer San Margharita denen lüks ve kokoş bir kasabaymış. İtayla'da ilk defa deniz gördük. Çok güzeldi. Kaçak otobüse binip Portofino'ya gittik. Aynı Assos gibi. Herşey çok pahalı ve 1 saatte her yeri gezilebiliyor. Biz sadece liman bölgesini ve biraz da hediyeik eşya satıcılarını gezdik. Yine kaçak olarak St. Margharita'ya döndük. Yaşlı bir çiftin işlettiği büfeden yolluk alıp trene bindik. Yol yarım saat falan sürdüğü için bilet almadık. Saat 4 gibi Genova P.P. garına indik. Merdiveni çıkınca kendimizi şehirde bulduk, halbuki info desk falan lazımdı. Asıl istasyonu zar zor bulduk. Bizim interrailciler de oradaydı. Şehirdeki hotellerin listesini aldık, yakındakiler ucuzdu ama yer yoktu. Zaten zenci ve Asyalı mahallesi gibi bir yer, pek gözüm tutmadı. Monako biletleri ucuz olduğu için riske atmayıp aldık (26 yaş altı 10 euro).

Sonra şehrin güzel yerlerine gitmek için metroya bindik. Sistemin deliklerinden faydalanarak tunikelerin yanından geçiverdik. İtalya'nın en yeni ve en güzel metro sistemi Genova'da; 10 dakikada Ferrari meydanında çıktık. Ortada büyük bir çeşme, dört tarafta eski binalar var. 20 Ağustos sokağında bakınarak otel aradık. Uzun sokakta epey yürüdükten ve 3-4 başarısız girişimden sonra süper bir otel bulduk. 1 yıldızlı fakat kesinlikle 3 gösteriyor. İki oda aldık, kişi başı 22 euro. İrem'in tezine göre kadın eli değdiği için böyle temizmiş. Odalara yerleşmeden, kilitleyip yemeğe çıktık. Yakında, oteldeki kadının tarif ettiği güzel bir sokak retoranında yemek yedik. Aslında herşey çok ucuzdu ama kadım bizim ortaya istediğimiz salatayı 6 kişilik yapıncayine kişibaşı 10euro'yu geçti hesap. İrem Genova'nın meşhur pesto soslu makarnası dururken margharita yedi. Ben de vodkalı spaghetti yedim ama 4 peynirli olduğu için ağır geldi. Yolun karşısındaki Durex otomatı çok ilginçti. 15 euro salata+içecekler+makarna=41 euro. Oradan Ferrari Meydanı'na çıktık. Kütüphane, opera, dükler sarayı, duomo, eski kale kapısı ve Kristof Kolomb'un evini gördük. Yağmur başlayınca otele döndük, yolda dondurma yedik (5 kişi=11 euro). Hotel Barone'ye dönünce duş alıp güzelce uyuduk.

Sabah 7'de kalkıp hoteldeki otomattan yolluk içecek aldık (su 50 cent, kola 1 euro). Polise selam verip metroya indik. 9 trenine yetiştik, ama çok güzel sandviçler almamıza rağmen ısıttıramadık zaman darlığından. 6'lı konpartımanı kapattık, bir de yolda inecek yaşlı amca vardı. Çok nazik, şirin bir adamdı; konuşana bakıyordu anlamasa da. İnerken hepimize "boun giorno" dedi, Bahar'ı da yanağından öptü. Yolda trenin solu herzaman denizdi. Dev dalgalar gördük. İtalya'nın son durağı Ventimille'de epey durduk (~15 dk). Pasaport kontrolü olacak diye heyecanlandık ama polis bir-iki kişiyi indirip treni bıraktı.

Yarım saat sonra yer altındaki Monaco-Monte Carlo garına geldik. Asansörle yukarı çıkıp şehre yukarıdan baktık. Lüks evelerin arasından kıvrılarak limana indik. Limandaki panayırı geçip yüksekteki Prenslik Sarayı'na tımandık. Hediyelik eşyalar aldık, presinliğin oradaki çeşmeden su içtik sonra farklı bir yoldan aşağıya indik. Süpermarket bulup alışveriş yaptık. Öğle yamağini de sahilde öyle yedik. Limandaki yatlara ve yoldaki arabalara laf atarak şehrin diğer ucuna yürüdük. Formula 1 yolunda olduğumuzu fark edip foto çektik. Casinoların oraya çıktık ve geri döndük. Gara aşağıdan girip kaçak olarak Nice'e gittik. Nice'te suç oranı yüksek olduğu için ve, Fransa'nın zencileri de pis olduğu için biraz tedirgin olduk. Infodaki kadın tüm hotellerin dolu olduğunu, sadece hostelde yer olabileceğini söyledi. Otobüs durağını bulup bindik. Bilet aldık (1.50 euro) ama basmadık. Durakta inince interrailcı bir beşli ile yarıştık. Tam gemiştim ki, bir kız düştü, centilmenlik icabı kaldırdım ama arkadaşları önime geçti. 30 kişilik sıra bize gelene kadar 1,5 saat geçti ve bir sürü insanla tanıştık. Gıcık Fransızlar inatla İngilizce konuşmadılar, zor anlaştık. 5 kişilik tek odayı almayı başardık. Kahvaltı dahil kişi başı 15 euro. Havuzlu hostelimizin şirin bahçesinde üzümlü kek ağırlıklı hafif bir akşam yemeği yedik. Erkenden odaya dönüp uyuduk.

15 Ağustosta uyanınca ağırdan alarak kahvaltıya indik. 3-4 kahvelik bir çanak kahve ve ekmek-reçel yedik. Otobüse yürüyüp şehre indik. Cote d'Azur ararken tüm bölgenin adının bu olduğunu anladık. Sahilde ağır bir yürüyüş yapıp bir oplajda suyun ısısını kontrol ettik. Aynı şeritten ters yöne giderek şirin, eski kent merkezine gittik. 5 euro'ya çantalar aldı kızlar. Bir de yol için güzel pideler aldık. Gara yürürken ben de kendime Cote d'Azur t-shirtü aldım. 4 euro'ta Cannes biletlerimizi aldık, çok beklemeden yola çıktık. Cannes biraz lüks bir şehir. Gökyüzüne bakarak, haritasız denizin yönünü tespit ettik ve plaja gittik. Üstümüzü değiştirip denize girdik. Hava kapalıydı, biz duşumuzu alırken de yağmaya başladı. Sandaletlerimizi elimize alıp sahilde yürüdük. Limanda Savarona'yı ve kocaman Yürk Bayrağı'nı gördük tesedüfen. Infodaki gıcık Fransız kadına rağmen, bir şekilde Floransa'ya dönüş planını yaptık. Cannes'da sadece 2 saat kalıp Nice'e oradan da Genova'ya geçecektik. Aktarmalı biletlerimiz 20 euro tuttu. Banliyö treniyle Nice'e geçip, güzel ve konforlu Fransa trenlerinden sonra Trenitalia'ya geri döndük. Akşam 9'da Genova'da olacaktık ve kondüktöreün "palm"inden bakarak Floransa'ya olan treni 5-10 dakika ile kaçırdığımızı öğrendik. Gece 1:30'daki Pisa trenini bekledik. Tren biletleri 18 euro olduğu için almadık, zaten sonradan tüm yerlerin dolu olduğunu öğrendik. En rahatsız yolculuğumuzu yaparak koridordaki koltuklara (oturaklara) oturarak, uyumaya çalışarak Pisa'ya geldik. 1 saat de burada bekleyip 5:30'da Floransa'daydık. Kızların evine gidip 2 saat uyuduk ve 16 ağustosta tekrar okuldaydık. Tatilde en çok gezen ve en büyük macerayı yaşayan grup olduğumuz herkesçe kabul edildi.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

5. Gün

Yine erken uyanıp İremler'e gittik, oradan okula geçtik. Okuldaki turist haritasının fotokopisini çektik. Artık numarayla geziyoruz. Okuldan sonra gezi planını ayarlamak için gara gittik. Kızlar planı çok beğendi, birlikte gidiyoruz. Baharla bizim eve gidip bilgisayara aktaracaktık ama... Nesli ve Didem okula gidip, erken çıkabilir miyiz diye sordular, onay alınca ertesi gün saat 12:19'a biletlerimizi aldık (22 euro). Mc Donals'ın yanındaki pizzacıya gidip menu yedik. Benimki mantarlı mısırlı olduğu için 6,05 euro, İrem'inki standart 5,55 euro. Santa Croce'ye ve 31 numaraya girmek için otobüs aradık. Turist information bürosundan sonunda bus map aldık.

Denis, Baho ve Sarı Michalangelo Tepesinden Floransa'ya koşuyor.
Santa Croce'te yam girecekken görevli yüzüme kapıyı kapattı. Küçük otobüsle (B) 31'e (Saint Michelle?) gittik. Orası da 4:30'da kapanmış. Şarj edilen arabaların yanından su içip, diğer küçük otobüsle (A) merkeze gittik. 13 numaraya bindik. Şehrin kuzey kısımlarını gezerek nehri geçtik ve Michelangelo Tepesi'ne vardık. İndiğimizde yağmur başladı. Biraz fotoğraf ve video çekip bir ağacın altına sığındık. M&M yedik. David pozu yapmaya karar verdim. Yağmur dinince pozumu verdim. Hatta ayaklarının dibindeki birine haritada yer sordum. İki gükkuşağı vardı, çok güzeldi. Dönmeye karar verdik, İrem evi aradı. Durağın arkasındaki restaurantta evlenmeye karar verip, 12 numaraya bindik. Yine şehrin kuzeyinden geçip, tam kızların sokağına indik. Yolda şehirdeki arabaların %2-3'ünün smart olduğuna karar verdik. Kızlarda yemek yaptık. Salata sandığımız şey çorba çıktı ama olsun. Yanında da tavuk kızartma ve günlük makarna vardı. Sadece ben vodka içtim. Kitaplardan Milano ve Como'yo okuduk. 12 gibi biz İrem'le onların evine gittik. İrem uzun gezimiz için çantasını hazırlarken ben de salonda uyumuşum biraz. Sonra ben de toparlandım.

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

4. Gün


Sabah okuldaydık. Okuldan çıkıp kızlarla Denislere gittik, Japonlarla makarna yaptık (mantar-mısırlı). Sonra çıkıp Duomo'ya gittik, içeri girdik. Bol bol fotoğraf çektik ama Duomo'nun tepesine çıkmadık. Sonra Piazza Del Signora'ya gittik. Heykellere baktık. Sonra ucuz sayılabilecek bir dondurmacı bulduk. Denis yoğurt dondurması yedi. Beğendi. Ondan önce el yapımı tahta hediyelik satan bir dükkana girdik. Çok güzeldi. Orada Nihan Yorkoş'la karşılaştık. Ben çok şaşırdım. O da tatildeymiş. Sonra Santa Croce'ye gittik ama içine girmedik. Merdivenlerde oturduk. Orada Roberto Benini'nin şovu için hazırlık yapıyorlardı. Sonra bir market bulduk. Kızlar alışveriş yaptılar. Kızlar eve döndü. Biz de bizim eve gittik. Denis Can'la yemeğe çıktı. Ben de evde banyo yaptım. Sonra Denis bize geldi. Haftasonu için program yaptık. Güzelce yazdık. Sonra eve gidip fotoğrafları bilgisayara aldık.

3. Gün

Dün sabah 7:40'da uyanıp uyanıp hazırlandıktan sonra kruvasanlarımızı da alıp bizim eve yürüdük. Ben hazırlandım. Sonra çıkıp bir cafede cappuchino içtik (1.10 euro*2). Oturunca fiyat ikiye katlanmasın diye ayakta içtik. Bir süre sonra hocamızla ve sınıf arkadaşlarımızla tanıştık. Hocamızın ismi Elisa. Tatlı bir kadın. 1 saat 40 dakika süren iki ders yapıyoruz. Dersler eğlenceli sayılır. Dersten çıktığımızda hemen hemen hepimiz çok açtık. Geçen gün Denisle sandwich aldığımız yeri ararken epey yürüdük ama sonunda bulduk. Herkes çok memnun kaldı. (2 sandwich+1 cola 6.50 euro) Kepenkleri FERIE nedeniyle kapalı bir dükkanın önünde yedik (yerde oturarak). Restaurantta domuz eti yiyen Can'ın iki gündür midesi bozuk.

Çantaları bırakmak üzere bizim eve geldik o kadar yorulmuşuz ki bol bol geyik yapıp fotoğraf çektik. Sonra tekrar dışarı çıkıp Billuşları da alıp yeni bir yerler görmeyi planlarken grup dağıldı. (Biz Denisle Alitalia'ya, Can uyumaya Biluuş ve diğerleri kokoşluğa gittiler). Bizim kızlarsa (Nesli, Bahar, Didem) bizi beklemişler. Alitalia İstanbul'dan onay almalıymış 2-3 gün sonra tekrar soracağız. Kızlar Ponte Vecchio'yu hiç görmedikleri için nehrin karşısındaki Boboli bahçelerine gitmeye karar verdik. Bu sırada hava gittikçe bozuyordu. Boboli'ye giriş 8 euro olduğu için vazgeçip yakındaki bir bahçeyi görmeye gittik ama o da "Private Property" çıktı. Bu sırada yağmur yağmaya başladı. Biz de çok yorulmuş ve evden bir hayli uzaktaydık.

Yoldan 5 euroluk Vodaphone hattı aldık. İçinde de 5 euroluk kontör var. (Vodaphone'a 0.10 euro, Türkiye'ye 2 euro per minute ödüyoruz. Hepberaber bize gelip biraz dinlendik. Eşyaları alıp yemeğe çıktık. Mc Donalds'da yedik. (Menü 5.60 euro, katçap, mayonez, sos vs. 0.1 euro) Orada da epey sohbet ettikten sonra kızların muaazam evine geçtik. İki odaları var. Nesli tek kalıyor. Sonra herkes onlara geldi. Sessiz film oynadık. Toplam 13 kişiydik (11 kız 2 erkek). Gece bir grup bara gitmek için ayrıldı. Denis ve bizim evin kızlarıyla 12:30'da bizim eve döndük. Denis'le kilitli ardiyeyi keşfettik.

2. Gün


Sabah Duomo ve etrafındaki kathedrallerin çan sesleriyle uyandım. Denis de Can'ın telefonuyla uyanmış. 20 dakika tren istasyonunda Denis ve Can'ı bekledikten sonra beraber Linguaviva'ya gittik. "Gruppo di Koç" olarak seviye testine başladık. Testi Denisle beraber yaptık sonra da bahçede çok kısa bir sözlü sınava girdik. Daha sonra sınıflarımız belli oldu. Yaklaşık 5 kişi sınava girmeyip ilk kurdan başladılar. 1'er kişi de 4. ve 5. kurdan başladılar. Biz (10 küsur kişi) ve iki yabancı aynı sınıftayız. Derse başlamadık. Yarın başlayacağız.

Ders saatleri; 9:00-10:40 11:00-12:40. Denis tek kişilik odaya geçmeye çalıştı ama olmadı. Kahvaltı etmediğimiz için çok aç olarak yola çıktık. (Brezilyalı da bizimleydi.) Duomo'ya doğru yürürken bir büfeden kocaman iki tane sandwich aldık (Bol mayonezli ve domuz etli) 2.50*2 euro. Sokak arasında bir kafeye oturduk. Arnavut garson fotoğrafımızı çekti. Bir Fanta ve 1 cafe freddo 4-5 euro.

Palazzo Vecchio'da fotoğraf çektik ve ponte Vecchio'ya gittik. AlItalia'ya uğradığımız için bizimkileri orada kaybettik. Benim eve ardından Denis'e uğrayıp oradan da Esse Lunga diye bir markete gittik. Yolda ilk İtalyan dondurmamızı yedik (2.50*2 euro). 3'er top (crema+melon+nutella, fındık+hindistan cevizi+böğürtlen). Dondurmayı çok beğendik.Yolda birkaç kişiye yol sorarak İtalyancamızı geliştirdik. Şehrin bu bölümü çok daha az turistik ve gayet güzel. Esse Lunga'da güzel bir alışveriş yaptık. Zor da olsa indirim kartı aldık. Toplam fatura 56 euro. (Can'ın Jack Daniels'ı dahil: 11 euro) Dönüşte 22 numaralı otobüse bindik. Denis'in evine geldik. Japonlarla tanıştım. Sonra bir tanesi hariç futbol oynamaya gittiler. Aktiviteyi Linguaviva düzenlemişti. Japonlardan biri 20-30 euro'ya bisiklet satın alabileceğimizi söyledi. (Japonlar İngilizce bilmiyorlar. Nasıl anlaşabiliriyoruz biz de bilmiyoruz.)

Sonra biz de İremlere gittik. Eşyalarını topladı. Dönüşte, Motoya'nın önceden yapıp bize ayırdığı etli spagettiyi yedik. Yanında da beyaz şarap içtik. Sonra da odamızda Nutella snack&drink yedik, içtik.

Pazar, Ağustos 06, 2006

1. Gün


Gece saat 1:30'da taksiyle (3 kişi) havaalanına gittik. 2'de havaalanı, 3:30'da buluşma, sabaha karşı 5'te uçaktayız. Uçak minicik (1 sırada 6 koltuk). Cam kenarındaydık! Fotoğraf makinemiz çalışmadı. Sadece 1 fotoğraf çekebilmişiz.

Uçaktaki kahvaltıda içinde ne olduğu belli olmayan ama uhu kokan sandviçler verdiler. İrem de kırmızı portakal suyu içti. İkimiz de biraz uyuduk. Ben 10-15 dakika, İrem de aralıklarla 1 saat falan uyumuşuz.

Yerel saatle 7'de Milan'daydık. Manzara çok güzeldi. Karlı Alplere bakarak tarla ortasındaki Milano havaalanına indik. Denis'in de benim de telefonlarımız çekmiyor. Yerel saatle 10:15'te buradan hareket edeceğiz. Şimdilik freeshopları dolaşıp buranın ne kadar pahalı olduğunu inceliyoruz.

Milan'da 3 saat aktarma bekleyeceğimiz için birşeyler atıştırdık. 2 dilim sade pizza (margarita) ve orta boy pepsi 7 euro. (Aslında biz belki şehri görebiliriz diyorduk bu arada, ama havaalanı şehrin 50 kilometre dışındaymış) Evi aramak için uluslararası telefon kartı aldık: 30 dakikalık kart 20 euro. (normalde bu kartlar 5 euro) Havaalanı otobüsüyle uçağa gittik. Yine küçük bir uçaktı (yaklaşık 150 kişilik). Fazla yükselmeden, şehri görerek, 40 dakikada Floransa Americo Vespuci Havaalanı'na vardık. Ufacık Floransa Havaalanı'nda yarım saatten fazla bagaj bekledik. (ayrıca 10 metre yol için otobüse bindik, herhalde uçaklar bizi ezmesin diye.)

Çıkışta LinguaViva'dan Pietro bizi karşıladı, zarflarımızı verdi. İçinde harita, otobüs ve okul kartımız, ve ev adreslerimiz vardı. Taksiye binip evlerimize geldik. Ben 29 euro, Denis 22 euro taksi parası verdik; 7 euro açılış ücreti dahil. (Sonradan öğrendiğimize göre, pazar günleri ve geceleri ekstra tarifeymiş.)

Ev sahiplerimizle tanıştık. Denis, 4 kişilik evde Can (Kağıtçıbaşı) ile aynı odada kalıyor. Diğer iki Japon (Nori ve Motoya) tek kişilik odalarda 3 aydır kalıyorlarmış. Ben ise 7 kişilik yüksek ve büyük bir evde kalıyorum. (Sözüm ona ikinci kat olan bu daireye, 4 katlık merdivenle çıkılıyor.) Oda arkadaşım Seda ile birlikte 4 Koçlu var evde. Kalan 3 kız: Nataşa (Belçikalı; Buna Rus demişler o da bozulmuş :p), Ana (Meksikalı), Ana 2 (İspanyol). Ben eve depozito vermedim, Denis verdi (100 euro).

Sonra Denis ve Can geldiler, süper uykusuz olmamıza rağmen yemeğe çıktık. Tipik bir İtalyan lokantasına girdik. Denis mantarlı etli pizza (pizza al funghi), Can kıymalı raviolli (raviolli bolognese), ben de domatesli spagetti (sphagetti al pomodoro) yedim. 19 euro hesap geldi. bizim payımız 9 euro. (zaten Can'ın İtalya harcalamaları böyle gitti.) Bizim sokaktaki sabit pazarın içinden geçip okula ve tren istasyonuna uğrayarak Denislere gittik.

Ev giriş katında; ufak bir bahçesi de var. Şirin ama bol sinekli bir yer. Elektrikli sinek ilacı 10 euro. Akşam 7 gibi, şehri gezmeye çıktık. (Can hala uyuyordu.) En kısa yoldan, Arno Nehri'ne inip, Ponte Vecchio'ya kadar yürüdük. Yarım litre tatsız su (dikkat: pembe kapaklı San Benedito ve "aqua normale") 1 euro. 4 köprü geçtik. Arno nehri kahverengiye yakın akıyor. Üzerinde minicik bir şelale var. Ponte Vecchio'dan, Duomo'ya giden sokak bizim İstiklal'e benziyor. Pazar diye birçok yer kapalıydı, ama yine de sokaklar (köprü Duomo arası) cıvıl cıvıldı.

Bizim eve uğrayıp yemeğe çıktık. Aç olmadığımız için Çin restoranında 7 euroluk yiyip, 10 euro hesap ödedik. Menü: soğuk, soslu et, ve tatlı soslu kızarmış sebze. Saat 10'da ayrılıp evlerimize çekildik. Güzel bir uykudan sonra, ikimiz de sabah 7 civarında uyanmışız..

Çarşamba, Ağustos 02, 2006

Floransa günlüğü

Floransa.blogspot, Deniz ve İrem'in bir aylık İtalya maceralarının günlüğüdür. Floransa'da bir aylık bir İtalyanca kursuna devam ederken, bir yandan da Floransa'yı tanımaya, Siena, Pisa, Bologna gibi yakın şehirlere günübirlik geziler yapmaya, ve haftasonlarında da Roma, Venedik, Milano gibi büyük şehirleri gezmeye çalışacağız. Gezimiz, 6 Ağustos'ta sabah erkenden İstanbul'dan kalkan Alitalia uçağı ile başlayacak, ve 2 Eylül'de yine İstanbul Havaalanında sona erecek.