Pazar, Ağustos 19, 2007

28.08.06 Pazartesi

Sabah okula gittik. Sınıflarımızı öğrendik. Bizim hocamız Domenico adında bir kıl. Sınıfta da garip insanlar var yeni yeni. Mesela dilini yutan Cisato. Biz dördüncü levela geçtik. Elementary 2 oluyor. Çıkışta yeni başlayanlara hoşgeldin partisi vardı. Biz de karnımızı doyurduk. Minik pizzalar, cipsler, kolalar, İtalyan kolası bile içtik. Hatta nes ve Baho'yu kandırdık, farketmeden onlar da içtiler, çok eğlendik. Can yine iş üstündeydi :). Tei diye bir Japonla tanıştık. Tatlı bir kız (Bu sefer İngilizce biliyor :)).

27.08.06

Sabah 6'da otelden çıktık. 7'de Vatikan'daydık (otobüsle gittik). 7:30'da ancak sırayı bulabildik. Önce yanlışlıkla St. Pietro'ya girecek olduk. Sıra gayet az sayılabilirdi. Yerlerde oturup kahvaltı ettik. Greekliğimizi gururla sergiledik heryerlerde :). Sırada beklerken Roma grubundan insanlara rastladık. Onların sıra epey daha uzun oldu. Hatta arkalarındaki kuyruk da baya uzundu. 8:45'de kapılar açılır açılmaz içeriye girdik. Önce Vatikan müzesini gezdik. İlk bölümde Egyptian müzesi vardı. Mumya gördük! Michelangelo'nun Son Yargısını gördük ve ben etrafa şapşal şapşal bakınıp bişeyler anlamayı umdum. Sonra Sistine Chaphel'a gittik. Tavanları güzeldi. Michelangelo yapmış. Orada Adem ve Havva'nın yaratılışı falan var. Vatikan bittikten sonra St Pietro'ya gittik. Sabah gün doğarken in-cin top oynayan yer tıklım tıklımdı çünküü Papa vaaz veriyordu. Her dilde halkı selamladı (yani bazı dillerde). Halkı da bir coştu bir coştu. Biz de Papa'yı dev ekrandan izledik. Biraz yağmur atıştırdı. Biz de kiliseye girmek için soraya girdik. Papaların mezarlarının olduğu yeri gezdik. Sonra Basilica'ya geçtik. Muazzam bir yerdi. Tavanı çok yüksekti. İçeride Michelangelo'nun Pieta heykelini ve Bennini'nin heykellerini ve Aziz Pietro'nun mezarının üzerine yaptığı adını bilmediğimiz şeyi görmüşüz. Acıktık, çıktık Basilica'dan. Zaten içeride biz Denisle kızları bekledik hızlıca gezdikten sonra. Yolda yürürken restoran reklamları tutuşturdular elimize. Biz de yine bir dizi yere sorduktan sonra ilk düşündüğümüz yerlerden birine gittik. Menüsünden kola-pizza salata ya da patates vardı artıı dondurma gratis :). 3 menü istedik. İki salata + bir patates. Yemekten sonra Bahimo için markete gittik. Sonra da Castel Angelo'ya gitmeye karar verdik. İçinde sergi var diye para istediler. Halbuki bizim Roma Pass'den hakkımız vardı. Biz de küstük, girmedik. Oraya giderken biz otobüse binmek istedik. Didemle Nes yürüyerek daha çabuk gideceklerini iddia ettiler. Onlar yürüdü, biz otobüse bindik. Gel gör ki kalenin önünde onları bekledik bir süre :). Castel'i de dışarıdan gördük. Oradan çıkıp Trainaus froumuna gittik ama restorasyon yapıldığı için pazarı sadece dışarıdan görebildik. Yorgunluktan halsiz düşüp Vittori Manuella Sarayı'nın önüne oturup dinlendik. Arka tarafta bir adam da bize müzik çaldı. Sonra kalkıp otele gittik çantalarımızı almaya (Önce markete uğradık). Yiyecek birşeyler aldık. Ben trende yine uyudum. Zaten Vatikan'da kızlar wcye gittiğinde de uyumuştum. Benimle dalga geçiyolaaaar. Kızlar biley aldı, biz almadık. Kondüktör amca birşey demedi. Gece eve dönüp uyuduk.

26.08.06 Cumartesi - Roma

Yine odamıza kahvaltı geldi. Bir önceki günün aynısı. Saat 9 gibi otelden çıktık. Yine yoğun bir program bizi bekliyordu. Villa Borghese'ye doğru otobüsle yola çıktık. Burası de bir bahçe içinde. Heryer doğa, orman ve çok güzel. Etrafta dolaştık, içerideki gölşe gittik. Kaz, ördek, kaplumbağa gördük. (aslında gölde kayığa binecektik ama son anda vazgeçtik) Sonra kızlar müzeye gittiler. Biz Denişkomla gitmedik. Onun yerine araba gibi olan iki kişik bisikletlerden kiraladık (1 saati 10 Euro), kendimize sandwich ve kola aldık. Etrafı bisikletle dolaştık. Çok eğlenceliydi. Kızlar müzeyi beğenmişler. Rafaello'nun da sergisi varmış içeride. Çıkışta kızlarla buluşup otobüse yürüdük baya bi. Otobüse binip Pantheon'a gittik. Otobüsümüzün numarası/harfi A'ymış. Ben otobüste uyudum yine.. Otobüsten inince kızlar dün yediğimiz yerin aynısında (ama daha ucuza) yemek yediler ama doymadılar ve beğenmediler. (Ravioli yemişler). Sonra Pantheon'un oradaki McDonalds'a gittik. Konumu çok güzeldi. Bahar minik, sebzeli snack aldı. Epey miniklerdi. Ben sundea aldım ama üstü fındıklıydı ve tatlı kraker vardı. Denisim de Baccio aldı. O da güzeldi. Sonra Pantheon'u gezdik. Bu arada biz Mc'deyken bir çocuk kusuyordu ve ambulans çağırdılar. Çok ciddi ve acil bir durumdu çünkü :). Pantheon'dan Piazza Nuova'ya geçtik. Yolda kızlardan ayrıldık çünkü onlar neredeyse bütün sokaklardan geçmek istediler. Biz de yorulmuş ve sıkılmıştık. Zaten sokağa tepeden bakan manasız ve minicik kedi heykelinden sonra isteğimiz kalmamıştı. Denisle erken sandwich yediğimiz için biraz acıkmıştık. Supermarkete girip cips ve içecek bişeyler aldık. Piazza Nuova'ya geçtik. Fontana'nın kenarında oturup aldıklarımızı yerken kızlar geldiler. Beraber yedik. Sonra Pizza Spagna'ya gitmeye karar verdik. Nuova güzeldi. Piazza'nın etrafında güzel ve pahalı restoranlar vardı. Nes bizi yine yakın diye kandırdı. Epey bi yürüdük, yorulduk. İspanyol merdivenleri bizi hayal kırıklığına uğrattı. Çiçekler nereye gitmişti? İspanyol merdivenlerine çıkan ana cadde çok uzun ve inanlımaz lüks dükkanlarla dolu. Tüm markalar yanyana dizili. Merdivenlerde biraz oturup dinlendikten sonra Villa Medici'ye gidelim dedik. Haritada hemen metronun içinden geçildiğini söylüyordu ama bizi baya bi yürüdük ve sonunda otoyol gibi bir yola çıktık. Hatta Villa Borghese'nin yanına çıktık. Geri dönerken herkes bezmişti. Sonunda yolu bulduk. Meğerse metroya girer girmez sağdaymış ama tabela yoktu. Oradan bir asansöre binip yukarı çıktık. Tepeden manzara güzeldi. Mediciler'in evini de kapıdan görmüş olduk ama pek birşey ifade etmedi. Karnımız acıktı. Etrafta yemek yiyecek yer aradık ama bulamadık. En sonunda McDonalds'a gittik. Ben Bir Tasty yedim çünkü çok çok güzel ama meğerse çook kaloriliymiş. Neyse, artık yapacak birşey yok. Mc'den çıkıp eve yürüdük, bir tünelden geçtik. Çok yorulduk. Otele dönüp uyuduk geç olmadan. Çünkü yarın sabah 5 gibi kalkıp 6 gibi çıkmayı düşünüyoruz. Çünküüü ayın son pazarı Vatikan'a giriş beleş ve erken saatlerden itibaren çok sıra oluyormuş. İnfodaki amca dedi ki: Yastıklarınızı alıp gidin. Uyumadan önce su vs almak için markete gitmiştik. Tartuffo aldık oradan. Sonra da afiyetle yedik ama biraz tatlıylı. Baydı.

25.08.06

Sabah erkenden (7-7:30 gibi) kalktık. Saat 8'de kahvaltı odamıza geldi. Süt, kahve, kruvasan, etimek, tereyağ ve vişneli reçel vardı. Biz Denis'le konsolosluğa gittik. Türk görmek bizi duygulandırdı. Belgelerin fotokopilerini istediler. Onları çektirip, dilekçe yazıp öğleden sonra seyahat belgesini almak üzere konsolosluktan ayrıldık. Konsolosluğa giderken Sabah gazetesi aldık. Çok eğlenceliydi (1.30 Euro). Çıkınca tren istasyonuna kadar yürüyüp oradan Rome Pass aldık. Çok güzel bir kart. 18 Euro'ya 3 gün boyunca metro, otobüs bedava, iki müze girişi bedava ve diğerleri de %50 indirimli. Metroya binip Collesium'a gittik. Orada kızlarla buluştuk. Biz bunları yaparken kızlar da Santa Maria Maggiore'ye gitmişler. Rome Pass sayesinde hiç sıra beklemeden Collesium'a (yaklaşık 100 metrelik bir sıranın yanından geçip) girdik. Çok güzeldi, Arena'nın eskiden nasıl olduğunu anlamaya çalıştık. Tam dışarı çıkmak üzereyken yağmur başladı ve bir süre epey yağdı. Biz de içeride dinmesini bekledik. Çıkınca biraz yürüyüp yemek yiyecek yer aradık. Sonra bir yerde oturup pizza, pasta falan yedik. Çok da memnun kalmadık. Yemekten sonra kahve gratisti, daha doğrusu menüye dahildi. Garson kadın bize Cafe Americano verebilmek için diğerleriyle tartıştı. Yemekten sonra Palatine'e gittik. Antik Roma'yı ve Roma Forumu'nu gördük. Bakireler evini gördük. Biz Denis'le tekrar konsolosluğa gittik. Belgeleri aldık. Kızlar bu sırada Capitolini müzelerinin önünde oturmuşlar. Dönüşte, gidişte olduğu gibi metroyla döndük. (Gördüğümüz en uzun metro merdiveni vardı burada). Metrodan inince kızları beklerken annelerimizi aradık. Kızlarla buluşup Campo dei Fiori'ye gittik otobüsle. Otobüste iki tane Diyarbakırlı dönerci vardı. (Baho'nun doğulu olduğunu hemen anlamışlar). Campo Fiori'de sanıldığı gibi sokak pazarı falan yoktu. Yolda Nes 10'ar Euro'ya kendine iki tane babet aldı. Çok güzeller. Ben de almayı düşündüm ama vazgeçtim. Yürüyerek infodaki tatlı kadının Taksim'e benzettiği Travestere'ye (İtalyanca'da "nehrin karşısı") gittik. Çok değil ama biraz benziyor. (Nehir kenarında güzel ağaçlık bir yoladn yürüdük, sonra da ortada şirin bir ada vardı, onun üzerinden geçtik) Dolanıp yemek yiyecek bir yer aradık, sonunda ilk gözümüze kestirdiğimiz yerde oturduk. Pizza yedik, Denis gnocchi yedi, beğenmedi. Saat daha geç olmadan otelin oraya döndük ama karşıdaki kafeye gittik. Kızlar birşeyler yediler, içtiler. Biz Denisle bişey yemedik. Nes dondurma yedi, benim de canım çekiyordu ama biraz pahalıydı ve çok da beğenmemiştim. O yüzden yemedim. Kafeden sonra otele dönüp erkenden uyuduk.