Sabah erkenden (7-7:30 gibi) kalktık. Saat 8'de kahvaltı odamıza geldi. Süt, kahve, kruvasan, etimek, tereyağ ve vişneli reçel vardı. Biz Denis'le konsolosluğa gittik. Türk görmek bizi duygulandırdı. Belgelerin fotokopilerini istediler. Onları çektirip, dilekçe yazıp öğleden sonra seyahat belgesini almak üzere konsolosluktan ayrıldık. Konsolosluğa giderken Sabah gazetesi aldık. Çok eğlenceliydi (1.30 Euro). Çıkınca tren istasyonuna kadar yürüyüp oradan Rome Pass aldık. Çok güzel bir kart. 18 Euro'ya 3 gün boyunca metro, otobüs bedava, iki müze girişi bedava ve diğerleri de %50 indirimli. Metroya binip Collesium'a gittik. Orada kızlarla buluştuk. Biz bunları yaparken kızlar da Santa Maria Maggiore'ye gitmişler. Rome Pass sayesinde hiç sıra beklemeden Collesium'a (yaklaşık 100 metrelik bir sıranın yanından geçip) girdik. Çok güzeldi, Arena'nın eskiden nasıl olduğunu anlamaya çalıştık. Tam dışarı çıkmak üzereyken yağmur başladı ve bir süre epey yağdı. Biz de içeride dinmesini bekledik. Çıkınca biraz yürüyüp yemek yiyecek yer aradık. Sonra bir yerde oturup pizza, pasta falan yedik. Çok da memnun kalmadık. Yemekten sonra kahve gratisti, daha doğrusu menüye dahildi. Garson kadın bize Cafe Americano verebilmek için diğerleriyle tartıştı. Yemekten sonra Palatine'e gittik. Antik Roma'yı ve Roma Forumu'nu gördük. Bakireler evini gördük. Biz Denis'le tekrar konsolosluğa gittik. Belgeleri aldık. Kızlar bu sırada Capitolini müzelerinin önünde oturmuşlar. Dönüşte, gidişte olduğu gibi metroyla döndük. (Gördüğümüz en uzun metro merdiveni vardı burada). Metrodan inince kızları beklerken annelerimizi aradık. Kızlarla buluşup Campo dei Fiori'ye gittik otobüsle. Otobüste iki tane Diyarbakırlı dönerci vardı. (Baho'nun doğulu olduğunu hemen anlamışlar). Campo Fiori'de sanıldığı gibi sokak pazarı falan yoktu. Yolda Nes 10'ar Euro'ya kendine iki tane babet aldı. Çok güzeller. Ben de almayı düşündüm ama vazgeçtim. Yürüyerek infodaki tatlı kadının Taksim'e benzettiği Travestere'ye (İtalyanca'da "nehrin karşısı") gittik. Çok değil ama biraz benziyor. (Nehir kenarında güzel ağaçlık bir yoladn yürüdük, sonra da ortada şirin bir ada vardı, onun üzerinden geçtik) Dolanıp yemek yiyecek bir yer aradık, sonunda ilk gözümüze kestirdiğimiz yerde oturduk. Pizza yedik, Denis gnocchi yedi, beğenmedi. Saat daha geç olmadan otelin oraya döndük ama karşıdaki kafeye gittik. Kızlar birşeyler yediler, içtiler. Biz Denisle bişey yemedik. Nes dondurma yedi, benim de canım çekiyordu ama biraz pahalıydı ve çok da beğenmemiştim. O yüzden yemedim. Kafeden sonra otele dönüp erkenden uyuduk.